Oturma izni 2024 ne kadar ?

Cansu

New member
[color=]2024 Oturma İzni ve Sosyal Faktörlerin Etkisi: Toplumsal Cinsiyet, Irk ve Sınıf Perspektifinden Bir İnceleme

Oturma izni, göçmenlerin bir ülkede kalıcı olarak yaşama hakkı elde etmelerini sağlayan bir belgedir. 2024 yılına gelindiğinde, bu izin birçok kişi için bir yaşam fırsatı anlamına gelirken, sosyal yapılar, eşitsizlikler ve toplumsal normlar da başvurulan süreci şekillendiren önemli faktörler arasında yer alıyor. Her bir göçmen grubu, farklı deneyimlerle bu süreci yaşıyor. Kadınlar, erkekler, ırkî ve sınıfsal farklılıklar, tüm bu sürecin dinamiklerini etkiliyor. Bu yazıda, oturma izni almanın toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi faktörlerle ilişkisini irdeleyeceğiz.

[color=]Kadınların Oturma İzni Sürecindeki Zorlukları

Kadınlar için oturma izni almak, genellikle çok boyutlu zorlukları beraberinde getiriyor. Birçok kadın, evlilik, aile birleşimi ya da sığınmacı olarak başvuru yapıyor. Ancak toplumsal cinsiyet normları, kadınların bu başvuruları yaparken karşılaştığı engelleri artırabiliyor. Toplumun kadına biçtiği rol, onun bağımsızlık ve özgürlük arayışını sınırlandırabiliyor. Örneğin, evlilik yoluyla oturma izni başvurusu yaparken, kadının aile içindeki baskılar ve sosyal normlardan dolayı bu süreci daha zor hale gelebiliyor. Kadınlar genellikle, evliliklerinin “ekonomik güvenlik” sağlaması veya toplumun onlara yüklediği “anne” ve “eş” rolleri çerçevesinde bu başvuruları yapmak zorunda kalıyor. Bu durum, kadınların bağımsız bir şekilde karar almasını engelliyor.

Bir diğer önemli konu ise, şiddet mağduru kadınların sığınma başvurusu yaparken karşılaştığı zorluklardır. Şiddet gördükleri için başka bir ülkede oturma izni almak isteyen kadınlar, genellikle bürokratik engeller, dil bariyerleri ve toplumsal damgalama ile karşılaşabiliyor. Avrupa'da yapılan bazı araştırmalara göre, kadınların göçmenlik başvurularında, cinsiyetlerine dayalı ayrımcılık ve şiddetle mücadele konusunda yeterli destek almadıkları bir gerçektir (Kara, 2021).

[color=]Erkeklerin Çözüm Odaklı Yaklaşımları

Erkekler, oturma izni başvurusu yaparken kadınlardan farklı bir deneyim yaşasalar da yine de toplumsal cinsiyet normlarının etkisinden tamamen bağımsız değildirler. Göçmen erkekler, genellikle ailelerini geçindirme, çalışarak daha iyi bir yaşam kurma hedefiyle başvuru yaparlar. Bu bağlamda, iş gücü piyasasında yer edinmek için yapılan oturma izni başvuruları, toplumsal normların etkisiyle daha çözüm odaklı olabiliyor. Ancak, erkeklerin başvuruları sırasında yaşadıkları en büyük sorunlardan biri, iş gücü pazarındaki rekabet ve genellikle düşük ücretli işlere mahkum olmalarıdır. Ekonomik zorluklar, erkeklerin oturma izni başvurularında karşılaştıkları en büyük engellerden biridir.

Erkekler ayrıca, toplumun onları “aile reisi” olarak görme beklentisinden dolayı, bu başvurularda karşılaştıkları güçlükleri “gizleme” eğiliminde olabilirler. Bu da, başvurularını yaparken daha fazla dışlanmış hissetmelerine yol açabilir. Ancak, çözüm odaklılıkları genellikle pratik adımlar atmalarını sağlamakta, örneğin, çalışma izni almak için çeşitli geçici çözümler aramalarına yol açmaktadır. Bu süreç, erkeklerin çoğu zaman sistemin sunduğu fırsatlar yerine sınırlı seçeneklerle hareket etmelerine neden olmaktadır.

[color=]Irk ve Sınıf Farklılıklarının Oturma İzni Sürecindeki Rolü

Irk ve sınıf, oturma izni almak isteyen göçmenlerin karşılaştığı en büyük engeller arasında yer alıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerden gelen göçmenler, daha fazla bürokratik engel ile karşılaşıyor ve bu durum, oturma izni başvurularını zorlaştırabiliyor. Bunun yanında, ekonomik sınıf farkı da başvuruların kabul edilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Zengin ülkelerden gelen göçmenler, genellikle finansal güvenceye sahip olduklarından, oturma izni başvurularında daha az engelle karşılaşıyorlar. Oysa ki, düşük gelirli göçmenler, iş gücü pazarında daha az talep görebildiklerinden, başvuruları genellikle reddedilme riski taşır.

Irkî ayrımcılık da önemli bir faktördür. Avrupa ve Kuzey Amerika’daki bazı araştırmalar, beyaz olmayan göçmenlerin oturma izni başvurularının daha sık reddedildiğini göstermektedir. 2020 yılında yapılan bir çalışmada, siyah ve Orta Doğulu göçmenlerin, beyaz göçmenlere göre %25 daha düşük başarı oranına sahip oldukları tespit edilmiştir (Johnson, 2020). Bu durum, yalnızca göçmenlerin statülerini değil, aynı zamanda toplumda karşılaştıkları ırkî ayrımcılığı da gözler önüne sermektedir.

[color=]Toplumsal Normlar ve Göçmen Politikaları

Toplumsal normlar, oturma izni başvurusunun ve sürecinin nasıl şekilleneceği konusunda belirleyici bir rol oynar. Birçok toplumda, oturma izni başvurularının genellikle “iş gücü” ve “ekonomik katkı” odaklı olması beklenir. Bu da, toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf farklarıyla kesişen bir eşitsizlik yaratabilir. Örneğin, toplumsal normların kadınları evde tutma isteği, kadınların ekonomik katkılarını sınırlayabilir ve dolayısıyla başvurularının olumsuz sonuçlanmasına neden olabilir. Aynı şekilde, bazı toplumlarda ırkçılık, oturma izni başvurularının reddedilmesinde önemli bir etkendir.

Sonuç olarak, oturma izni süreci, toplumsal yapılar, eşitsizlikler ve normlar çerçevesinde şekillenen karmaşık bir mesele haline geliyor. Kadınlar, erkekler, ırk ve sınıf temelli eşitsizlikler, bu süreci her birey için farklı kılmaktadır. Bu eşitsizliklerin farkında olmak, politikaların daha kapsayıcı ve adil bir hale gelmesine katkı sağlayacaktır.

[color=]Forum Tartışma Başlangıcı:

Sizce göçmen politikalarının daha adil ve eşitlikçi olması için ne tür değişiklikler yapılabilir? Toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf farklarını nasıl daha etkin bir şekilde göz önünde bulundurabiliriz?